Ahmet Saymadi, mektubunda “Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz fon dolandırıcılarının isimlerinin açıklanmamasına dair “lekelenmeme hakkı” vurgusu yapmış. Fon dolandırıcılarının listesi olmasına rağmen onların lekelenmeme hakkı gözetilirken; aramada hiçbir şey çıkmamasına, ortada hiçbir delil olmamasına rağmen soruyorum: Benim lekelenmeme hakkım yok mu?” diyerek şöyle devam etti:
“Yoksa biz muhaliflerin yasal hakları ellerinden alındı da haberimiz mi yok? İsteyen istediği zaman, asılsız bir ihbarla, somut delil olmadan, ilgimiz bile olmayan adi bir suçlamayla bizleri tutuklayabiliyor mu? Suçlanmak veya tutuklanmak için muhalif olmak veya bir muhalif milletvekilinin yakın arkadaşı olmak yetiyor mu?”
Ahmet Saymadi’nin Medyascope’a gönderdiği mektubun tamamı şöyle:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre fon dolandırıcılığı soruşturmasında 84 kişi tutuklanmış. Bir düzeltme yapmak istiyorum: Ben de fon soruşturması kapsamında tutuklandım. Sayı 84 değil 85. Ama benim durumum biraz farklı. Ben fonlarda halkı dolandırmadım. Neden tutuklandığımı anlatmak isterim.
Fon dolandırıcılığına dair haberler basında yer almaya başladıktan sonra TİP Milletvekili Ahmet Şık, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında çeşitli iddialarda bulundu. Bu iddiaların ardından çeşitli sosyal medya hesaplarından Ahmet Şık ile olan yakınlığımıza istinaden ben ve işletmem hedef gösterildik. Ahmet Şık’ın iddialarına cevap vermek veya konuyu Meclis çatısı altında muhatabıyla tartışmak, açıklığa kavuşturmak varken neden muhatabın ailesi veya dostlarına gidiliyor anlamış değilim.
2007 yılından beri Beyoğlu’nda farklı mekanlar işlettim. İşletmelerim hiçbir zaman adli bir meseleye konu olmadı. 19 yıldır tek bir adli olaya karışmamış işletmelerim, bu hedef göstermenin hemen ardından basıldı. Hem de narkotik tarafından. Sonuç? İşletmem temiz, personelim temiz, müşterilerim -üstleri dahi arandı- temiz… Sıfır delil. Buna rağmen gözaltına alındım.
Savcılık bana “Uyuşturucuya yer sağlamak” suçlaması yöneltti (TCK 190). Ama savcılık bana bu suçlamaya konu olacak şeyler yerine Ahmet Şık’la ortak olup olmadığımızı sordu. “Bu soruların bu suçlamayla ne ilgisi var?” diyemeden tutuklandım.
Muhaliflerin yasal hakları ellerinden alındı da haberimiz mi yok?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz fon dolandırıcılarının isimlerinin açıklanmamasına dair “lekelenmeme hakkı” vurgusu yapmış. Fon dolandırıcılarının listesi olmasına rağmen onların lekelenmeme hakkı gözetilirken; aramada hiçbir şey çıkmamasına, ortada hiçbir delil olmamasına rağmen soruyorum: Benim lekelenmeme hakkım yok mu?
Yoksa biz muhaliflerin yasal hakları ellerinden alındı da haberimiz mi yok? İsteyen istediği zaman, asılsız bir ihbarla, somut delil olmadan, ilgimiz bile olmayan adi bir suçlamayla bizleri tutuklayabiliyor mu? Suçlanmak veya tutuklanmak için muhalif olmak veya bir muhalif milletvekilinin yakın arkadaşı olmak yetiyor mu?
Böyle değilse ben neden gündelik hayatımda suç olarak gördüğüm bir şeyden tutukluyum? Ben neden “suçlu” olarak gördüğüm “topluma zarar verenler” dediğim insanların içindeyim? Ya ağzımızı açmayacağız ya da uyuşturucu tacirlerinin arasına mı atılacağız?
