(MA)
Ahmedê Xanî’nin 2 bin 600’den fazla beyitle mesnevi şeklinde kaleme aldığı Mem û Zîn, bugüne kadar ağırlıklı olarak şiir formunda çevrildi. Eseri düzyazı biçimine dönüştürme sürecini aktaran Mesut Çivi, mevcut çevirilerin kafiye ve ölçü zorunluluğu nedeniyle anlatımı dar bir alana sıkıştırdığını belirtti.
Çalışmanın diğer çevirilerin yerine değil, duygu ve düşünceleri daha özgürce aktaran bir alternatif olduğunu vurgulayan Mesut Çivi, süreci şu sözlerle özetledi:
“Ahmedê Xanî eseri mesnevi şeklinde, Kürtçe şiir formatında yazmış. Şiir şeklinde çevrilince ister istemez belli bir ölçüye ve kafiyeye uydurulmak zorunda kalınmış; bu da anlatımı dar bir alana sıkıştırmış. Biz metni bu kadar daraltmayalım istedik. Elimizi serbest bıraktığımızda duygu, düşünce ve felsefi derinliğin çok daha rahat ifade edilebildiğini gördük.”

“Halkımıza karşı duyduğumuz sorumlulukla bu işe girdik”
Çeviride tarihsel niteliğe ve eserin özüne sadık kaldıklarını belirten Gülsor Çivi, çalışmanın sadece Kürt gençleri için değil; edebiyat, tarih, felsefe ve divan edebiyatı meraklıları için de evrensel bir nitelik taşıdığını ifade etti.
Halka karşı duydukları sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini dile getiren Gülsor Çivi, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ahmedê Xanî özelde Kürtlere yönelik yazmış ama duygusu ve düşüncesiyle tam bir dünya insanı. Biz de halkımıza karşı bu sorumluluğu hissettiğimiz için bu işe girdik. Eser şu an dijital ortamda e-Pub formatında sunuldu, umarım ileride fiziki kitap haline de getirebiliriz.”
Kürt ulusal bilincinin ve edebi dilinin ilk büyük kaynağı: Mem û Zîn ve Ahmedê Xanî
17. yüzyılda (1651-1707) yaşayan Kürt filozofu, şairi ve alimi Ehmedê Xanî’nin 1694’te tamamladığı Mem û Zîn, Cizre Beyi Mîr Zeynuddin’in kardeşi Zîn ile Divan katibinin oğlu Mem arasındaki trajediye ve ilahi aşka odaklanıyor. İkiyüzlü Bekir’in (Beko) fitneleriyle zindana atılan Mem’in ve ardından Zîn’in ölümüyle noktalanan eser, Kürt edebiyatında millet ve ulusal bilincin işlendiği ilk metinlerden biri sayılıyor.
Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi bilmesine rağmen eserlerini Kürtçe kaleme alan Ahmedê Xanî; Nûbihara Biçûkan ve Cilve-i Envâr gibi eserleriyle de Kürtçenin edebi bir dil olarak gelişmesine öncülük etmişti.
