Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

    18 Ekim 2026

    Küresel öfke dalgası sokaklarda: Hayat pahalılığı, konut krizi ve kemer sıkmaya karşı dünya ayaklanıyor

    18 Ekim 2026

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Neşenin devrimci anlamı üzerine

      15 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

      13 Ekim 2026

      Komün, konsey ve alternatif belediyecilik; Sosyalizmin ruhu nerede?

      12 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (I)

      10 Ekim 2026

      Avrupa sokaklarında yeni çatışma: Kentlerin öfkesi, taşranın düzeni ve radikal sağın gölgesinde solun geleceği

      10 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026

      Biraz da var olacağımıza inanmak

      3 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Çocuktun, çalıştın ama yoksun!

    Çocuktun, çalıştın ama yoksun!

    M. ENDER ÖNDEŞ Yeni Yaşam için yazdı: Çocuksunuz, çalışıyorsunuz, devlet sizi sigortalı da yapıyor ama sonra bu dönemi yok sayıyor, toplam çalışma sürenize dahil etmiyor. Çünkü yasa, bu süreyi ‘eğitim’ olarak görüyor ve ödenen primi de normal SGK primi olarak görmüyor. Bal gibi de işçilik yapmış insanları işçiden saymıyor.
    M. Ender Öndeş14 Temmuz 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    “Çıraklık” ya da “staj” kavramlarının arkasına gizlenen, son dönemde de MESEM projesiyle meşrulaştırılmaya çalışılan çocuk işçiliği, Türkiye’nin en ciddi sorularından biri. Sendikaların, eğitim örgütlerinin bütün itirazlarına rağmen, ucuz emek peşindeki patronlar, bugün hâlâ 500 binden fazla çocuğu MESEM kapsamında çalıştırmaya devam ediyor. Kayıtsızlığın gelenek olduğu Türkiye’de toplam çocuk işçi sayısı ise 1.5 ile 2 milyon arasında tahmin ediliyor. Derinleşen yoksulluk koşullarında aileler eğitimden umudu kesip “eve ekmek getirmesi için” çocuklarını işe koşmaya zorlanıyor.

    Ama çocuk işçiliği ile ilgili sorun sadece bundan ibaret değil. Sermayeye ‘ucuz emek’ sağlamak için çocuk çalıştırmayı normalleştiren, yasalaştıran sistem, bu çalışmanın karşılığı olması gereken haklar konusunda sorumluluktan kaçıyor, çalışırken pek ‘sevdiği’ çocukları, yetişkin olup haklarını aradıklarında hiç sevmiyor.

    Yok sayma politikası

    Uzun süredir Türkiye’nin gündeminde olan “Çıraklık ve Staj Mağdurları” meselesi, bu düzenbazlığın en tipik örneği. Sanal medyadan basın açıklamalarına kadar her yolla seslerini duyurmaya çalışan mağdurların dertleri aslında sosyal bir devlet açısından çok basit. Mevcut yasal çerçevede çıraklık ve staj süreleri, emeklilik sigortası başlangıcı sayılmıyor ve devlet bu süreler için geriye dönük borçlanma hakkını da tanımıyor. Yani çocuksunuz, çalışıyorsunuz, devlet sizi sigortalı da yapıyor ama sonra bu dönemi yok sayıyor, toplam çalışma sürenize dahil etmiyor. Çünkü yasa, bu süreyi ‘eğitim’ olarak görüyor ve ödenen primi de normal SGK primi olarak görmüyor. Bal gibi de işçilik yapmış insanları işçiden saymıyor.

    Çözüm basit ama…

    Sorun, basit bir yasa değişikliği ile çözülür gibi görünüyorsa da iktidar açısından durum öyle değil. Yoksa muhalefet milletvekilleri tarafından staj ve çıraklık mağduriyetinin çözülmesi amacıyla verilmiş çok sayıda kanun teklifi var. Örneğin; “çırak, stajyer ve bursiyerlerin geçmiş süreleri için borçlanma hakkı verilmesi ve e-Devlet’te görünen ilk tescil tarihinin uzun vadeli sigorta başlangıcı kabul edilmesi” içerikli DEM Parti’nin 03/06/2026 tarihli TBMM Kanun Teklifi (Esas No: 2/3710) ve CHP’nin 05/05/2025 tarihli TBMM Kanun Teklifi (Esas No: 2/3086) hâlen “Komisyonda” bekletiliyor.

    Görüldüğü kadarıyla iktidar kanadının gündeminde bir “staj reformu” yer almıyor. Bu durumda çok sayıda kişinin emeklilik hakkı kazanma ihtimali, yandaşlarına milyarlarca lira vergi muafiyeti icat eden hükümet tarafından ağır bir yük olarak görülüyor.

    Zaten kriz var…

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre Türkiye’de hâlen kayıtlı yaklaşık 1.4 milyon stajyer ve 530 bin çırak bulunmaktadır. Geçmişten bugüne bu mağduriyeti yaşayan toplam kişi sayısının ise 2 milyona yakın olduğu tahmin edilmektedir. İktidarın hesaplarına göre, bu durumda staj başlangıcı 8 Eylül 1999 öncesine çekilecek olan yüz binlerce kişi doğrudan EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) kapsamına girecek.

    Bir yanından bakılırsa, kısa vadede bu yasa bütçeye ilaç gibi gelecek. Kişi başı ortalama 1 yıllık (360 gün) borçlanma maliyeti güncel asgari ücret üzerinden yaklaşık 162 bin TL civarında hesaplanırken, hak sahibi 1.5 milyon kişinin bu borçlanmayı peşin veya taksitle ödediği varsayıldığında, SGK kasasına ilk etapta milyarlarca liralık bir kaynak girecek. Ancak uzun vadede iktidarı korkutan, sistemden erken emekli olacak kişilere her ay ödenecek maaşlar ve sağlık giderleri. Ki bu miktarın hayli yüklü olacağı düşünülüyor. Ayrıca, erken emekli olan kişiler aktif çalışma hayatından çekilirse (veya kayıt dışı çalışırsa), devletin bu kişilerden her ay aldığı sigorta primlerinden de mahrum kalacağı hesaplanıyor. Bu noktada iktidar, mevzuat kılıfına sığınarak çok açık bir hakkı tanımayı kabul etmiyor.

    Sendikalar ve hukukçular ise bunun “Çocuk yaşta üretime katılan, ter döken, iş cinayetleriyle burun buruna yaşayan insanların haklarını yok saymak anlamına geldiğini belirtiyor.

    Hem sömürü hem gasp

    Sonuç olarak, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, çıraklık ve stajı bir “istihdam/çalışma” biçimi olarak değil, bir “eğitim” süreci olarak tanımlıyor ama bu koca bir yalan. Çocuğun orada öğrenci sıfatıyla değil, “işçi” sıfatıyla çalıştığı çok açık. Asıl sorun, çıraklar için uzun vadeli (emeklilik) primleri ödense esnaf ve sanayicinin bu yükün altına girmek istemeyebileceği gerçeğine dayanıyor. Çünkü o zaman ilişki, şimdiki ‘ucuz işçi’ durumundan farklı olacak. Özetle patronlar hem çocuk işçi istiyorlar, hem de bunun bedelinden kaçınıyorlar; devlet de öyle. Haftanın 5-6 günü sanayide tam zamanlı çalıştırılan çocukların “öğrenci” statüsüne sığınılarak sömürülmesi gerçeğinin yanında, çocuk işçiliğinin yasal bir kılıfla görünmez kılınması ve emeğin yok sayılması apaçık bir hak gaspı olarak önümüzde duruyor.

    Yargıtay zora koşuyor

    Sorunla ilgili tepkilerin yoğunlaşması üzerine, Yargıtay’ın aldığı karar ise iktidarı sorumluluktan kurtarıp yükü işçilerin üzerine yıkıyor. Yargıtay’ın emsal kararı, özet olarak yurttaşlara “Eğer bir işletme, çocuğu eğitmek yerine haftanın 5-6 günü bantta tam zamanlı bir işçi gibi çalıştırdıysa, ona meslek öğretmediyse, o artık çırak değil çocuk işçidir” diyor ama bunu kanıtlama yükümlülüğünü yurttaşın üstüne atıyor. Karar, bunun için bireysel olarak dava açıp o durumu kanıtlamanı istiyor.

    Toplu bir kandırılma hali

    Bu konuda devletin uygulamasının en garip yanı ise, 1980’li ve 1990’lı yıllarda çıraklık veya staja başlayan çocuklara, devlet tarafından üzerinde “Sigorta Sicil Kartı” yazan resmî belgeler verilmesi ve bu sigorta giriş numaralarının bugün hâlâ e-Devlet’te ‘ilk giriş tarihi’ olarak görünmesi. Staj mağdurları, o dönemde çocuk yaşta olan bu kişilere ve ailelerine, bu sigortanın emekliliğe sayılmayacağının açıkça anlatılmadığını ve yurttaşların devletin resmi kartına güvenerek “Sigortam başladı” yanılgısına düşürüldüğünü, bunun bir ‘aldatma’ olduğunu belirtiyor.

    Onlar defterden tamamen silindi

    Devlet, staj ve çıraklık mağdurlarının hakları konusunda adım atmamak için çocukları işçiden saymazken, yıllardır o çocuklar iş cinayetleri ile yaşamını yitirmeye devam ediyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, son 13 yılda ise iş cinayetlerinde en az 862 çocuk yaşamını yitirdi. En çok çocuk işçi ölümü 31 çocuk ile tarım sektöründe yaşandı; tarımı 27 ölümle sanayi, 20 ölümle hizmet ve 16 ölümle inşaat sektörü izliyor ve bunların bir bölümü 14 yaş ve altında. Artık onlar için bir emeklilik tartışması yok; çünkü sistem tarafından öğütüldüler.

    Staj ve çıraklık mağdurları ne istiyor?

    1- Staj ve çıraklık döneminde düzenlenen ilk sigorta kartı tarihlerinin, emeklilik hesaplamasında resmi “işe giriş tarihi” olarak kabul edilmesini;

    2- Avukat ve doktorlara tanındığı gibi, meslek liselilere ve çıraklara da staj dönemindeki eksik primlerini geriye dönük olarak kendi ceplerinden ödeme (borçlanma) hakkı verilmesini;

    3- İlk sigorta girişleri 8 Eylül 1999 öncesine denk gelen stajyerlerin, staj tarihi başlangıç sayılarak EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasasından yararlandırılmasını;

    4- Anayasa’nın fırsat eşitliği gereğince, sanayide ve atölyede fiilen üretim yapan öğrencilerin haklarının masa başı staj yapan diğer meslek gruplarıyla eşitlenmesini bekliyorlar.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    14 Ekim 2026

    Ucuz hammadde avı

    12 Ekim 2026

    Şimdi Che okuma zamanı

    9 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Şebnem Oğuz

    Neşenin devrimci anlamı üzerine

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

    Cemalettin Efe

    Komün, konsey ve alternatif belediyecilik; Sosyalizmin ruhu nerede?

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (I)

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Siyasi Haber

    Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    BES-AR: Asgari ücret açlık sınırının yüzde 77,41 altında

    17 Ekim 2026

    İzmir’de dijital haber portalı Manşetiz’de sömürü ve Kod 48 kumpası: 12 gazeteci işten çıkarıldı

    16 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde direniş 14’üncü gününde: “Haklarımızı alana kadar ayrılmayacağız”

    13 Ekim 2026
    KADIN

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.