Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    “Ahmet Saymadi hakkındaki haksız tutuklama kararı derhâl kaldırılsın!”

    9 Ekim 2026

    Eski eserler nasıl tahrip edildi? Arşiv belgeleri geçmişin izlerini anlatıyor

    9 Ekim 2026

    CHP’de kıyım sürüyor: Mutlak butlan yönetimi 3 emekçiyi daha işten çıkardı

    9 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Eski eserler nasıl tahrip edildi? Arşiv belgeleri geçmişin izlerini anlatıyor

      9 Ekim 2026

      Sekiz Ekim

      7 Ekim 2026

      Anayasayı ihlal eden iktidarın yeni ve “sivil” Anayasa çağrısı

      5 Ekim 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir filozof, bir bilge, bir insan

      4 Ekim 2026

      Üniversitelerde “huzur” aranırken: 1976-1977 raporlarının satır araları

      2 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026

      Biraz da var olacağımıza inanmak

      3 Ekim 2026

      Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

      1 Ekim 2026

      14 maddede faşizm: Umberto Eco

      29 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » 2008 krizi ve Varlık Fonu

    2008 krizi ve Varlık Fonu

    Siyasi Haber8 Şubat 2017
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    MUSTAFA DURMUŞ yazdı: “Gerçek değerlerinin birkaç katı oranında, sahici olmayan, kurgusal bir değere sahip menkul kıymetlerden yaratılmış bir finansal balonun şişirilmesini önleyen hiçbir şey yok. Dünyanın böyle bir finansallaşmanın bedelini ödemekte olduğu bir dönemde biz böyle bir spekülatif finansallaşma sarmalına neden giriyoruz?”

    MUSTAFA DURMUŞ


    Yazının başlığına bakıp “ikisi arasında ne alaka var” diyebilirsiniz. Zira başlıkta sözü edilen kriz, bundan 8 yıl önce ABD finans sektöründe ortaya çıkmış olan bir kriz. Buna karşılık Türkiye Varlık Fonu geçen yılın Ağustos ayında Türkiye’de kurulan ve çok tartışılan yeni bir fon.


    İkisi arasında bir bağ yok ama ikincisinin, ulusal çapta, birincisine benzer bir krize neden olma ihtimali yüksek. Aslında oldukça teknik olan konuyu, sabırla okumanızı dileyerek, elimizden geldiğince basitleştirerek anlatmaya çalışalım.


    Krizi menkul kıymetleştirme tetikledi


    2008 krizi ABD finans sektöründe başladı. Bu krizi tetikleyen en önemli faktör menkul kıymetleştirme dediğimiz olay. Çünkü 2000 yılından 2007’ye kadar, menkul kıymetleştirme uygulamaları iki katına çıkmıştı. Bunun sonucunda da bu işte rol alan iki dev fon, Fannie Mae ve Freddie Mac devlet müdahalesi ile kurtarılabildi. Ama Lehman Brothers ve Bear Stearns’a ait iki adet hedge fon batmaktan kurtulamadı.


    Sonuç olarak kapitalizm tarihinin bugüne kadar gördüğü ikinci derin kriz olan bu kriz patlak verdi. Sadece 6 milyon Amerikalı ipotek kredisiyle (mortgage) satın aldıkları evlerini kaybetmedi, milyonlarca finans sektörü ve reel sektör çalışanı işçi işsiz kaldı, özel emeklilik fonları battı, insanlar geleceklerini kaybetti. Yaralar hala sarılmaya çalışılıyor.


    Menkul kıymetleştirme?


    Bu bir finansal operasyon aslında. Bununla farklı varlık türleri, finansal kuruluşlar (örneğin bankalar ya da fonlar) tarafından bir havuzda toplanıyor. Bu havuzdaki varlıkların gelirlerine bağlı olarak menkul kıymet (kıymetli kâğıt) ihraç ediliyor. Burada amaç bu varlıkları likit gelire kavuşturmak.


    Menkul kıymetler; mevzuatta, kişilerin yatırım amacı ile edindikleri, ortaklık veya alacak hakkı sağlayan ve çıkarılması için Sermaye Piyasası Kurulu’ndan izin alınan kıymetli evraklar (kağıtlar) olarak tanımlanıyor.


    Bunlar bonolar, tahviller, krediler üzerinden çıkartılan varlığa dayalı menkul kıymetler, köprü, hava limanı gibi kamuya ait varlıklara ait gelir ortaklığı senetleri gibi geleneksel araçlar olabileceği gibi, 2008 krizinde başat bir rol oynayan “Teminatlı Borç Yükümlülükleri” (CDO), “Swap Sözleşmeleri” ve “Kredi Risk Swapları” (CDS) gibi bizim finans sistemimize yeni yeni girmekte olan türev araçlar olabiliyor.


    İhraç edilen bu menkul kıymetlerin geliri, varlıkların sahibi olan finansal kuruluşa veya şirkete (bizim durumumuzda T. Varlık Fonu’na) ait olurken, havuzdaki varlıkların geliri menkul kıymet yatırımcılarına gidiyor.


    Böylece havuzdaki varlıkların değerine göre çıkartılan kâğıtlar (türev araçlar) havuzun değeri arttıkça daha fazla, düştükçe daha düşük gelir getiriyor. Bu süreçte bir menkul değerden birden fazla menkul değer üretiliyor ve her bir finansal aracı kendi kârını ya da komisyonunu ekleyerek bunu başkasına pazarlıyor.


    Bunun sonucunda finansal bir balon oluşmaya başlıyor. Öyle ki 2008 krizi sırasında Dünya reel üretimi 55- 60 trilyon dolar iken, bu tür finansal kağıtların piyasa değeri bunun 10 katı (600 trilyon dolar) idi.


    Kısaca ciddi boyutta bir balon şişirilmiş, ama her balonun bir noktadan sonra patlaması gibi, 2008’de bu balon da patlamıştı. Birileri bu işlerden ciddi servetler elde ederken, Dünya ciddi bir krizin içine girmişti.


    Bir fıkra


    Olayın “spekülatif” ya da bazılarının deyimiyle “titan zinciri” boyutunu bir fıkra ile anlatalım:


    Bir tüccar, arkadaşını telefonla arar ve kendisinde bir tır dolusu yaş incirin olduğunu ve bunu çok ucuz bir fiyata satmak istediğini söyler ve satar. Malı alan diğer tüccar hemen bir başkasını arar ve kendi komisyonunu eklediği bir fiyattan incirleri satar. Böylece bu satışlar bir zincir gibi aylarca devam eder. Her seferinde fiyata komisyon eklenir ve aracılar para kazanır. Son alıcı biraz da merakından, satmadan önce malı görmek ister. Kasaları açtığında incirlerin kurtlandığını görür. Hışımla kendisine malı satanı arar: “İnciri yemek istedim ama kurtlanmıştı, neden bana bozuk inciri sattın?” diye sorunca, diğeri cevap verir: “Üstadım bu incirler yemek için değil, satmak için…” Menkul kıymetleştirme sonucu balon patlaması böyle bir şey.


    T. Varlık Fonu da menkul kıymetleştirme yapacak


    T. Varlık Fonu her türlü finansal işlemi yapmaya ve her türlü menkul kıymetleştirme yapmaya yetkili. Sadece borsa, tahvil ya da döviz piyasasında değil, yukarıda sözünü ettiğimiz riskli türev piyasalarında da işlem yapabiliyor.


    İşin enteresan tarafı bu işlemleri ile ilgili olarak, düzenleyici-denetleyici kurum olan Sermaye Piyasası Kurulu’ndan izin almak zorunda değil. Yani “dokunulmazlar” statüsüne sahip. Faaliyet alanı sınırsız, sorumluluğu sıfır, yöneticilerinin maaşının dahi ne olduğunu bilmediğimiz, özel hukuka tabi bir şirket var karşımızda.


    Resmi açıklama


    Başbakan Yardımcısı Canikli "T. Varlık Fonu, kamunun donuklaşmış varlıkları üzerinden likit kaynaklar oluşturacak" açıklaması yapınca Fon’un kuruluş amaçlarından biri daha netleşmiş oldu.


    Kısaca Fon yaklaşık 200 milyar liralık toplam kamusal varlık havuzundan yukarıda anlattığımıza benzer biçimde piyasaya menkul kıymet ihraç edecek. Böylece gelir yaratacak. Bu işlemlere aracılık eden finansal kuruluşlar da (sigorta şirketleri, finansal aracılar gibi) bundan nemalanacaklar.


    Bu süreçte, gerçek değerlerinin birkaç katı oranında, sahici olmayan, kurgusal bir değere sahip menkul kıymetlerden yaratılmış bir finansal balonun şişirilmesini de önleyen hiçbir şey yok.


    Oysa biz bu filmi, hem de korku filmi tadında, daha önce gördük. Dünya hala böyle balonların patlamasıyla tetiklenen küresel krizin içinden çıkabilmiş değil. Yani Dünyanın böyle bir finansallaşmanın bedelini ödemekte olduğu bir dönemde biz böyle bir spekülatif finansallaşma sarmalına neden giriyoruz?


    Bu balon bir gün patladığında bunun altında kimler kalacak? Bunun örneğin döviz kuruna, istihdama, ekonominin bütününe yapacağı olumsuz etkiler düşünüldü mü?


    Bu denli büyük bir toplumsal risk içeren bir operasyonda SPK gibi denetleyici kuruluşlar neden bypass edilir?


    Her fırsatta İslam referans gösterilerek faiz oranlarının yüksekliğinden dem vurulan bir ortamda böyle bir “kumarhane kapitalizmi” macerası İslami açıdan caiz midir?


    Özcesi, bunca olumsuzluğuna rağmen böyle bir Fon’un, üstelik böyle bir dokunulmazlık statüsünde çıkartılmasının ardındaki derin ihtiyacın ya da ihtiyaçların ne olduğunu belirlemek gerekiyor.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Fon vurgununu anlama kılavuzu: Ne oldu, kim kimdir, para nereye gitti?

    6 Ekim 2026

    TÜRK-İŞ Eylül raporunu açıkladı: Mutfak enflasyonunda artış sürüyor

    30 Eylül 2026

    Türkiye tarihinde bir ilk: Motorin 100 lirayı aştı

    16 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mahsuni Gül

    Eski eserler nasıl tahrip edildi? Arşiv belgeleri geçmişin izlerini anlatıyor

    Ertan Eroğlu

    Sekiz Ekim

    Remzi Altunpolat

    Anayasayı ihlal eden iktidarın yeni ve “sivil” Anayasa çağrısı

    Volkan Yaraşır

    İoanna Kuçuradi: Bir filozof, bir bilge, bir insan

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Siyasi Haber

    Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

    Maral Dink

    Biraz da var olacağımıza inanmak

    Ertuğrul Kürkçü

    Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    CHP’de kıyım sürüyor: Mutlak butlan yönetimi 3 emekçiyi daha işten çıkardı

    9 Ekim 2026

    MESEM’li Mahir Buğra’nın ölümüne ilişkin davada iki sanığa tahliye: ‘Çocukları sermayeye peşkeş çekiyorlar’

    8 Ekim 2026

    İSİG Meclisi raporu açıkladı: Eylül ayında en az 226, dokuz ayda 1736 işçi katledildi

    7 Ekim 2026
    KADIN

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026

    DEM Parti’li erkeklerden kadın katliamlarına karşı yürüyüş: “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”

    1 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.